Allah, Evren ve İnsan Üzerine

Din-Bilim İlişkisi Üzerine

23.11.2011

Mehtap TV

Modern Bilim: “Tanrı Var”

Emre Dorman

İstanbul Yayınevi Temmuz 2011

Sipariş İçin:

İstanbul Yayınevi İletişim:

0212 519 62 72

(Cağaloğlu-İstanbul)

bilgi@istanbulyayinevi.net

İnternet Üzerinden Sipariş İçin:

D&R

Kitapyurdu

İdefix

Kitabı PDF Formatında Ücretsiz Olarak Okumak ve Dilerseniz Bilgisayarınıza İndirmek İçin Linki Tıklayın

Arka Kapak Yazısı

İnsanlık tarihi boyunca evrenin ve yaşamın nasıl ortaya çıktığı ve bu ortaya çıkışta herhangi bir amaç olup olmadığı sorusu, felsefe ve ilahiyat çevrelerinin en temel konularından biri olmuştur. Özellikle 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren evrenin kaynağı ve kaderi ile ilgili sorularla ilgilenen akademisyen sayısında önemli bir artış olduğu görülmektedir. Bu akademisyenler içinde ileri seviyede uzmanlık sahibi filozoflar, ilahiyatçılar ve bilim adamları bulunmaktadır. Bu modern metakozmolojistler hem mikro hem makro ölçüde pek çok soruyu gündeme getirmişlerdir: İnsan ve evren yaratılmış mıdır? Yoksa kör tesadüfler sonucu mu meydana gelmişlerdir? Evren niçin olduğu gibidir? Niçin sonu varmış gibi görünür? Uzay, zaman, madde, enerji ve bilincin, arkasındaki güç nedir? Ve bunlar neden bu kadar hassas bir denge içindedirler? Öyle ki bunların temel yapısındaki en ufak bir farklılık, yaşamın varlığını ve devamlılığını imkânsız kılacak düzeydedir. Evrenin varlığı için ne gibi kozmik birleşimler gereklidir ve bunlar akıllı bir yaşamı nasıl desteklemişlerdir? Belki de en büyük metakozmolojik soru Leibniz’in dediği gibi felsefî açıdan şu şekilde sorulabilir: “Neden hiçbir şey yerine bir şeyler var?”. Evrendeki, aklın sınırlarını zorlayan karmaşık yapıya ve yaşamın ortaya çıkmasına engel olabilecek sayısız faktöre rağmen nasıl olmuştur da yeryüzünde yaşam ortaya çıkmıştır? Bu gibi sorulara cevap bulmak için özellikle astronomi, fizik, astrofizik, kimya, biyoloji, biyokimya, moleküler biyoloji, hücre biyolojisi gibi alanlarda modern bilimin verileri ışığında bilim adamları tarafından çeşitli yaklaşımlar ortaya konulmuştur. Söz konusu yaklaşımlar ise pek çok bilim adamının açık bir şekilde ifade ettiği bir gerçeğe dikkatleri çekmektedir: “Tanrı Var”.

Kur’an-ı Kerim’deki Temel Emirler ve Yasaklar

Emre Dorman

İstanbul Yayınevi Temmuz 2011

Sipariş İçin:

İstanbul Yayınevi İletişim:

0212 519 62 72

(Cağaloğlu-İstanbul)

bilgi@istanbulyayinevi.net

İnternet Üzerinden Sipariş İçin:

D&R

Kitapyurdu

İdefix

Kitabı PDF Formatında Ücretsiz Olarak Okumak ve Dilerseniz Bilgisayarınıza İndirmek İçin Linki Tıklayın

Arka Kapak Yazısı

Kur’ân-ı Kerîm, yüce Allah tarafından insanlara merhamet ve kılavuz olmak için gönderilmiş eşsiz bir kitaptır. İnsanlığa gönderilmiş bir kitap olması sebebiyle onlara kendi anlayacakları dilden hitap eder. Ne felsefenin anlaşılması güç problemleri, ne de bilimin içinden çıkılmaz formülleri gibidir. Sade bir anlatım ve üsluba sahiptir. Eşsizliğinin bir nedeni de bu özelliğidir. Çünkü önemli olan bir konunun sadece açıklanması değil; yapılan açıklamanın anlaşılır olmasıdır. İşte Kur’ân ayetleri en zor konularda dahi getirmiş olduğu sade anlatım ve açıklamalarıyla her seviyeden insana hitap edebilmekte ve bu yönüyle insanlığı doğruya ileten bir rehber olabilmektedir.

Yüce Allah’ın, hem beşeri hem de toplumsal erdemi sağlamaya yönelik ayetleri; adaleti, doğruluk ve dürüstlüğü, hak ve hukuku belirleyen ahlakî ilkeleri; ilme ve araştırmaya sevk eden teşvikleri ve insanları kötülüklerden uzak tutacak emir ve yasakları son derece açıktır. Bize düşen, söz konusu emir ve yasakları okuyarak Yaratıcımızın bizden neler istediğini öğrenmeye ve uygulamaya çalışmaktır. Bir yol gösterici olması ve Kur’ân’daki temel emir ve yasakların ana hatlarıyla öğrenilmesi amacıyla hazırlanan bu çalışma ile yetinilmemeli; emir ve yasaklardaki ilahi hikmeti daha iyi kavrayabilmek için Kur’ân bir bütün olarak okunup ele alınmalıdır.

Ölüm Gerçeği Üzerine Bir Deneme

Emre Dorman

İstanbul Yayınevi Temmuz 2011

Sipariş İçin:

İstanbul Yayınevi İletişim:

0212 519 62 72

(Cağaloğlu-İstanbul)

bilgi@istanbulyayinevi.net

İnternet Üzerinden Sipariş İçin:

D&R

Kitapyurdu

İdefix

Kitabı PDF Formatında Ücretsiz Olarak Okumak ve Dilerseniz Bilgisayarınıza İndirmek İçin Linki Tıklayın

(Arka Kapak Yazısından)

Pek çok insan dünya hayatının geçici ışıltısına aldanıp istek ve arzularının peşinde yok yere tüketir ömrünü. Tıpkı bir yaprak misali savrulur durur yaşam içinde. Bir gün öleceği gerçeğini unutup ölüm sonrası için kayda değer bir hazırlık yapmadığı gibi değersiz ve anlamsız bir şekilde yaşar hayatını. Oysaki ölüm, yaşamın ikiz kardeşidir. Yaşamla birlikte var edilmiştir. Alınan her bir nefesin yarısı yaşam, yarısı ölüm için alınır. Ölüm bize bu kadar yakındır.

Ömür, anne karnı ile toprak altındaki iki karanlık arasında yakılan bir kibrit alevi gibidir. Alev almasıyla sönmesi an meselesidir. Göz açıp kapar gibi geçecek ve bir gün son bulacaktır. Uyanmak için uyumak gerekiyordu önce. Ölmek için yaşamak. Ve biz yaşıyorduk. Yaşıyorken de uyuyorduk. Derin bir uyku içindeyken kendimizi, yaşıyor sanıyorduk.

Bu gerçek ile yüzleşmeye, dünya uykunuzdan uyanmaya ve yaşamınızı sorgulamaya cesaretiniz var mı? Eğer yok ise bu kitabı elinizden bırakabilir, yaşantınıza kaldığınız yerden devam ederek sizin için ayrılan sürenin sonuna gelebilir ve hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayıp, hiç yaşamamış gibi ölebilirsiniz. Kaçınılmaz olan ölüm ile yüzleşmeden önce, yüzleşin kendinizle.

Haydi Eller Duaya…

Allah’a, İlahi Huzurdaymış Gibi Gönülden Bir Teslimiyetle Dua Edin…

Kullarım, beni sana soracak olurlarsa, gerçekten de ben pek yakınım. Bana duâ ettiği zaman duâ edenin çağrısına cevap veririm.

Bakara Suresi Ayet 186

Dua etmek Allah’a gönülden inanan bir kul için bulunmaz bir nimettir. Kişi içten bir şekilde Allah’a yakarır ve durumunu arz eder. Her durum ve şartta Allah’ın kendisini duyup halini bildiğini ve gönülden inanarak dua etmişse şayet Allah’ın ona en güzel şekilde cevap vereceğini bilir. Çünkü Allah’ın güzel isimlerinden biri Mucîb yani en iyi şekilde cevap verendir. Dua kulun Allah’a olan teslimiyetin samimi bir ifadesidir. Kişi içinde bulunduğu durumda yalnız Allah’a sığınıp güveneceğini bilir. Allah’ın dilemesi dışında kendisine hiçbir şeyin isabet etmeyeceğini anlar. Allah’tan bir şey dilerken hep hayırlısını ister. Gereksiz ısrarcılıktan kaçınır. Kendisi için neyin hayırlı olduğunu yalnız Allah’ın bileceğine gönülden inanır.

Aynı zamanda dua ihtiyaç içindeki kul için bulunmaz bir şifadır. Allah’ı her an yanında hissetmek kula güç verir. Zor durumlar karşısında güven verir. Yine kul kendisini en iyi anlayanın Allah olduğunu bilir. Halini ifade ederken acaba Allah yanlış anlar mı diye düşünmez. Allah’tan hiçbir şeyi gizleyemeyeceğini bildiğinden riyadan uzak durur. Gönülden bir samimiyetle halini arz eder.

İbadetlerde Gönülden ve Titiz Olun…

Rabbini, gönülden, yalvararak, ürpertiyle, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam hatırla. Farkında olmayanlardan olma.

A’raf Suresi Ayet 205

Kur’an ayetlerinde emredilen ibadetler, insanların Yaratıcılarına olan kulluk ve teslimiyetlerini ifade etmelerinin bir aracıdır. Bir başka ifadeyle kulun Allah ile manevi anlamda bir irtibat kurması ve O’na şükretmesidir. Bu sebeple yerine getirilen ibadetlerde adeta Allah’ın huzurundaymışcasına gönülden bir saygı ve titizlik içinde bulunmak gerekir. Çoğu zaman günlük koşuşturmaca içinde aradan çıkarılması gereken bir vazifeye dönüştürülen ibadetlerin tam aksine günlük yaşamın merkezine konulması ve aksatılmadan tam olarak yerine getirilmesi gerekir. İbadet edilen süre içinde dünyevi hesap ve amaçları bir kenara bırakmak ve ibadete odaklanmak son derece önemlidir. (Devamını Oku)

Gençlik Bir Kere Yaşanır Özgürce Yaşa!

Yazan: Emre Dorman

Evet gerçekten de gençlik bir kere yaşanır. Bir kere yaşanır ama çoğu kişi için boşa yaşanmış bir hayat ile sonuçlanır. Şu an yaşlılık dönemini geçiren dede ve ninelerimiz ya da anne ve babalarımız dünyaya bu şekilleriyle gelmediler şüphesiz. Onlar da tıpkı bizim gibi gençtiler. Şimdi ise yaşlı. Yaşlanabilecek kadar ömrümüz varsa şayet kısa bir zaman sonra biz de onlar gibi yaşlanacağız. Yaşlandığımızda ise boşa geçirip özgürce peşinden koştuğumuz süslü hayallerimizden dolayı derin bir sızı ve pişmanlık duyacağız.

Ömür bu kadar kısa iken amelleri kısaltıp emelleri uzatma!

Zemahşerî

Zamanın kıymetini kim bilir? Çoğu kez müsrifçe harcadığımız ve geri döndürülmesi mümkün olmayan zamanımızı hiç önemsemeyiz. Belki bazen düşünüp ah vah ederiz ama boşa geçmemesi için kayda değer bir önlem almayız. Bizim için çoğu zaman değersiz olan dakikalar, saatler bazen öyle önemli hale gelir ki ister istemez değeri anlaşılır. Şiirsel bir yaklaşım hatırlıyorum bu konuda:

Bir senenin kıymetini sınıfta kalan bilir.

Bir ayın kıymetini erken doğuran kadın,

Bir haftanın kıymetini dergi çıkartan,

Bir günün kıymetini teskere bekleyen asker,

Bir saatin kıymetini sevgilisini uğurlamak üzere peronda oturan bilir.

Bir dakikanın kıymetini uçağını kaçıran,

Bir saniyenin kıymetini ölümden son anda kurtulan,

Bir salisenin kıymetini gümüş madalya alan bilir.

Ali Tuncay

Oysa biz bozuk para gibi harcayıp dururuz zamanımızı. Hem hiç geçmesini istemeyiz, hem de bir günün sonunu getirmek için plan program yapar dururuz. Köy kıraathanelerinde eli ile kavradığı bastonuna çenesini dayayarak dışarıyı seyre dalan yaşlı amcalar gelir aklıma. Hiç gelmesini istemese de bekleye durur ölümü çaresizce. Ölüme kendini uzak zannedenlerin beklemesinden farksızdır esasen bu bekleyiş. Çünkü yeni doğan bir bebeğin dahi doksanına merdiven dayamış bir dededen daha çok yaşayacağı garanti değildir hayatta. Ya da doksan yaşına kadar yaşamış bir dede daha altı aylıkken ölen bir bebekten daha şanslı değildir, boşa geçmişse yılları. Zira ölüm hayatın ikiz kardeşidir. Bizimle birlikte doğar. (Devamını Oku)

Dâhi ve Dindar: Isaac Newton

Yazar: Enis Doko

İstanbul Yayınevi 2011

İstanbul Yayınevi İletişim:

0212 519 62 72

(Cağaloğlu-İstanbul)

bilgi@istanbulyayinevi.net

İnternetten Sipariş İçin Linki Tıklayın

Kitabı PDF Formatında Ücretsiz Olarak Okumak ve Dilerseniz Bilgisayarınıza İndirmek İçin Linki Tıklayın

(Arka Kapak Yazısından)

Lisans eğitimini Ortadoğu Teknik Üniversitesi felsefe ve fizik bölümlerinde tamamlayan Enis Doko, Koç Üniversitesi’nde teorik fizik üzerine lisansüstü çalışmalarını sürdürmekte ve bu çalışmasıyla dünyanın en etkili bilim adamı olan Isaac Newton’un yaklaşımlarından hareketle bilim ile din arasına örülmeye çalışılan duvarları yıkmaktadır. Newton üzerine Türkçe yayımlanmış az sayıda özgün eserden biri olan bu kitabı okurken, bir bilim adamının bilimi Tanrı’yı anlamada araç olarak gördüğüne tanıklık edeceksiniz. Çünkü Newton’a göre bilim, Tanrı’nın eserlerinden biridir ve “Tanrı ancak eserleri aracılığıyla bilinir”.

Tüketti Bizi, Tüketim Zihniyeti…

Yazan: Emre Dorman

Mutlu olabilmek için daha fazla şey tüketmeliyim. Daha fazla tüketebilmek için daha çok şeye sahip olmalıyım. Hep daha fazla. Her dönemde aynı aslında insan. Ama özellikle ne yazık ki modern çağ ile birlikte sanayinin gelişmesi ile üretimin artması ve kapitalist kaygılarla bu ürünleri pazarlama yarışı insanların sürekli olarak tüketme hastalığına yakalanmasına neden oldu. Üretimin artışıyla birlikte ihtiyaçlar da arttı. Ya da bu ürünlere gerçekten ihtiyaç duyduğumuz gibi temelsiz gerekçelerle insanlık olarak kandırıldık. Hayatımıza her giren yeni şey sanki o güne kadar varmış ve biz onsuz yapamıyormuşuz gibi vazgeçilmezlerimizden oluverdi bir anda. Kısa bir zaman önce lüks olarak algılanan pek çok şey gün geçtikçe zaruri bir gereksinime dönüştü zihnimizde. Olmasa da olurlarımız daha çoktu eskiden. Şimdilerde azaldılar. Biz tükettikçe daha fazla ürettiler. İletişim araçları vasıtasıyla hayatımızın her alanına soktukları reklamla ve sloganları üzerimize kazıdılar adeta. Kimi araştırmalara göre bir yılda reklam için dünyada ayrılan payın 500 Milyar USD olduğu bilmekte. Süslü ambalajlar yaptılar. Gözlerimizi boyadılar. Uzun kuyruklar oluşturduk bazen. Ya bir market önünde ya da bir elektronik mağazasının indirim gününde. İtip kaktık birbirimizi ilk alışverişi yapabilmek için. Doldurduk alışveriş arabamızı gerekli gereksiz her şeyle. Bu fırsat ele geçmeyebilirdi zira. Doldurduk dünyamızı madde ile. Bir yandan içimizi boşalttığımız gerçeğini göz ardı edercesine. (Devamını Oku)

Sorgulanmamış Hayatlar…

Yazan: Emre Dorman

Amaçsızdır çoğu insan. Oysaki amaçsız yaşayamaz insan. Az çok bir takım hedefler koyar kendine yaşamı içinde. Hep bir şeylere ulaşmaya çalışır durur. Hep bir arayışta, bir şeylerin peşinde bulur kendini. Çoğu zaman sorgulamaz bile aslında hedeflerini. Elde edeceği şeylerin kendisine neler getirip ondan neler götüreceğini. Çevresel faktörlerin etkisinde kalır. Toplumca belirlenmiş olan idealleri benimser. Sorgulamaz. Öyle ya kaçımız sorgulamışızdır hayatı. Kimim ben? Neden varım? Varlığımın bir amacı var mı? Varlığımın sonsuz olmadığını biliyorum peki ya öldükten sonra bana ne olacak? Gibi pek çok soruyu sormadan insan kendine göçer gider bu hayattan. Yunanlı filozof Sokrates’in (M.Ö. 470-399) dediği gibi esasen sorgulanmamış bir hayat yaşanılmaya değer değildir. Ona göre insanlar başka insanlarında bulunduğu ve toplum değerlerinin hâkim olduğu bir dünyaya sorgulamadan dâhil olmuşlardır. Bu yüzden insanlar toplumun ideallerini ve değerlerini olduğu gibi benimserler. Neyin doğru ya da yanlış, neyin iyi-kötü ya da neyin ahlaki veya ahlak dışı olduğunu içinde bulunduğu sosyal atmosfer belirler. İnsanlar çevrelerinin beklentilerine uygun yaşamaya çalışırlar. Pek çok kişi mesleğini dahi toplum tarafından yüceltilen ya da önemsenen alternatifler arasından seçer. Yine Sokrates’e göre insanlar sadece maddi şeylerin peşinde koşarlar. Zenginlik arar, haz ya da şan şeref elde etmeye çabalar, varlıklarının bir de ruhsal boyutu olduğunu unuturlar. Kişisel hedeflerinin gerçekten değerli olup olmadığını sorgulamadan herkes gibi bedeni arzularına sürüklenirler. Bu yüzden esasen hayatları kendi ellerinde ya da kontrollerinde değildir. Seçimleri dış etkenler tarafından belirlenir. Bu durumun kişiyi mutsuzluğa götürmesi kaçınılmazdır. Oysaki insanı insan yapan şey ruhuna ve manevi doğasına özen göstermesine dayalıdır. Aksi takdirde manevi doğasına aykırı davrandığı için mutsuz ve eksik olacaktır. (Devamını Oku)

Kur’an’da Çelişki Yoktur/Kitap Tanıtım

Kuran'da Çelişki Yoktur

Yazar : Bülent Tatlıcan

Mekki Yayıncılık, İstanbul 2010.
www.kurandaceliskiyoktur.com

Arka Kapak Yazısından:

İndirilişinden günümüze 14 yüzyıldan fazla zaman geçmesine rağmen, Kuran mesajından ve çarpıcılığından hiçbir şey kaybetmeden, insanları etkilemeye devam ediyor. Milyarlarca insan, Kuran’ın mesajı doğrultusunda hayatlarını şekillendiriyor, iyiye, doğruya yöneliyorlar. Bu kitapta Kuran’a yapılan eleştirilerin, özellikle de Kuran ayetleri arasındaki çelişki iddialarının cevaplarını bulacaksınız.

Sonraki Sayfa »