<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Allah, Evren ve İnsan Üzerine &#187; 2. Din Bilim</title>
	<atom:link href="http://allah.web.tr/kategori/din-bilim-iliskisi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://allah.web.tr</link>
	<description>Dini, Felsefi ve Bilimsel Konular</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Jan 2012 06:38:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
		<item>
		<title>Allah’ın Varlığı ve Hayatın Anlamı</title>
		<link>http://allah.web.tr/allah%e2%80%99in-varligi-ve-hayatin-anlami.html</link>
		<comments>http://allah.web.tr/allah%e2%80%99in-varligi-ve-hayatin-anlami.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Dec 2010 11:38:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre Dorman</dc:creator>
				<category><![CDATA[2. Din Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[4. Dini Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://allah.gen.tr/?p=550</guid>
		<description><![CDATA[Yazan: Emre Dorman Evren olarak isimlendirdiğimiz bu müthiş âlemde, -Din Bilim başlığı altında hazırladığımız pek çok yazıdan da görebileceğiniz gibi- saymakla bitmeyecek derecede mükemmel oluşumlara tanıklık etmekteyiz. Gerek kendi varlığımız gerekse evrendeki tüm canlı varlıklar adeta haykırıcasına kendilerini yaratan yüce Allah’ın birer nişanesi gibi varlık alanında boy göstermektedirler. Tüm bu söylenenler ve bilimsel delil olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazan: Emre Dorman</p>
<p>Evren olarak isimlendirdiğimiz bu müthiş âlemde, -Din Bilim başlığı altında hazırladığımız pek çok yazıdan da görebileceğiniz gibi- saymakla bitmeyecek derecede mükemmel oluşumlara tanıklık etmekteyiz. Gerek kendi varlığımız gerekse evrendeki tüm canlı varlıklar adeta haykırıcasına kendilerini yaratan yüce Allah’ın birer nişanesi gibi varlık alanında boy göstermektedirler.</p>
<p>Tüm bu söylenenler ve bilimsel delil olarak ileri sürülenler bize bu dünyadaki yaşamımızın, evrendeki mükemmel oluşumlar ile kritik ayarlarda düzenlenmiş bir planın sonucu olarak ortaya çıktığını ve son bulacağı güne kadar da söz konusu bu mükemmel sistemin onu var eden tarafından devam ettirileceğini göstermektedir. Ancak tüm bunların ötesinde Allah’ın varlığı inancının anlam kazanmasını; dolayısıyla dünya hayatındaki yaşamımızın da anlam kazanmasını beraberinde getirmektedir. Dünya hayatındaki yaşamımız, varlığımızın amacı, evrendeki fiziksel kanunlar, yeryüzündeki iyiliğin ve kötülüğün varlığı, ölüm sonrası akıbetimiz gibi pek çok konu ancak Allah’ın varlığı ile anlam kazanmakta, yaşam üzerine düşünme ve onu sorgulama açısından da rasyonel ve sağlam bir temel oluşturmaktadır. Allah’ın varlığına duyulan ihtiyaç, üzerine düşündüğümüz ancak çoğu zaman anlamakta güçlük çektiğimiz boşlukların doldurulması için değil, aksine bu boşlukların Allah’tan bağımsız bir şekilde evreni ve varlığı anlamaya ve anlamlandırmaya çalışmaktan kaynaklandığını açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Aksi türlü bir durumda ise evren resmi her zaman eksik ve kusurlu kalmaya mahkûmdur. </p>
<p>Şüphesiz tüm bu apaçık bilimsel ve mantıksal delile rağmen söz konusu bu delillerin insanların bir kısmı için hiçbir şey ifade etmeyeceği ve bu kişilerin psikolojik ve felsefi bir takım tutumları sebebiyle Allah’ın varlığını inkâr etmekte ısrar edecekleri bir gerçektir. Ancak bu gibi bir durum için ispat ve deliller açısından yapılabilecek bir şey bulunmamaktadır.  Hatta bu durum bazı araştırmacılar açısından öyle boyutlardadır ki örneğin Montreal Üniversitesi psikiyatri bölümü eski öğretim üyesi Prof. Dr. Karl Stern’e (1906-1975) göre bunca bilimsel veriye rağmen zihinsel açıdan sağlıklı birinin evrenin tesadüfen oluştuğunu iddia etmesi mümkün değildir. Karl Stern’e göre: <span id="more-550"></span></p>
<p>Evren’in şu anki yapısının tümüyle bir tesadüf eseri olabileceği düşüncesi, tamamen delice bir düşüncedir. Delilik kavramını argo bir kelime olarak hakaret niyetiyle değil, aksine tamamen psikolojideki teknik anlamıyla kullanıyorum. Gerçekte bu tür bir düşünce ile şizofrenik düşünce tarzı arasında büyük benzerlikler bulunmaktadır. </p>
<p>Kur’an ayetleri insanları gerek kendi varlıkları gerekse evrenin varlığı hakkında sürekli olarak düşünmeye davet etmekte ve insanoğlunun etrafında gerçekleşen sayısız mükemmellik ile hassas dengelere dikkat çekmektedir:<br />
“Sizin için gökten su indiren O’dur; içilecek su ondandır. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla oluşur. Allah, o suyla size ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her türlü meyveyi bitirir. Elbette bunda, düşünen bir topluluk için deliller vardır. O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O&#8217;nun emriyle hizmetinize hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunlarda, aklını kullanabilen bir topluluk için deliller vardır. Yeryüzünde sizin için çeşitli renk ve biçimlerde şeyleri de üretip-türetti (hizmetinize tahsis etti). Şüphesiz bunda, öğüt alıp düşünen bir toplum için pek çok deliller vardır. Denizi sizin emrinize veren O’dur, ondan taze et yemekte ve takınacağınız süs eşyalarını ondan çıkarmaktasınız. Gemilerin orada suları yara yara akıp gittiğini görürsün. (Bütün bunlar) O’nun lütûflarından nasip aramanız ve şükretmeniz içindir. Sizi sarsmaması için yeryüzünde sarsılmaz dağlar yarattı, yolunuzu bulmanız için ırmaklar, yollar ve nice işaretler yarattı; insanlar yıldızlarla da yollarını bulabilirler. Şu halde Yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık düşünmez misiniz? Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışacak olursanız, onları bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir”. (Nahl Suresi 16/10-18)   </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://allah.web.tr/allah%e2%80%99in-varligi-ve-hayatin-anlami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yanılmışım Tanrı Varmış&#8221;</title>
		<link>http://allah.web.tr/yanilmisim-tanri-varmis-antony-flew.html</link>
		<comments>http://allah.web.tr/yanilmisim-tanri-varmis-antony-flew.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Oct 2010 06:17:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre Dorman</dc:creator>
				<category><![CDATA[2. Din Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[4. Dini Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://allah.gen.tr/?p=527</guid>
		<description><![CDATA[Yazan: Bülent Tatlıcan www.kurandaceliskiyoktur.com Ünlü İngiliz felsefeci Antony Flew’un 2004 yılında Tanrı inancı konusundaki düşüncelerini değiştirdiğiyle ilgili haberler basında yer almıştı. Antony Flew’u çağdaşı olan bir çok ateist düşünürden ayıran temel özelliği, yenilikçi ateist teoriler geliştirmesi ve bunları yazdığı makalelerle entelektüel dünya ile paylaşmasıydı. Örneği “ Teoloji ve Yanlışlama” başlıklı makalesi yıllarca tartışıldı. 1950 yılında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><img src="http://allah.gen.tr/wp-content/uploads/2010/10/Antony-Flew.jpg" alt="Antony Flew" title="Antony Flew" width="164" height="257" class="aligncenter size-full wp-image-528" /></p>
<p>Yazan: Bülent Tatlıcan<br />
<a href="http://www.kurandaceliskiyoktur.com">www.kurandaceliskiyoktur.com</a></p>
<p>Ünlü İngiliz felsefeci Antony Flew’un 2004 yılında Tanrı inancı konusundaki düşüncelerini değiştirdiğiyle ilgili haberler basında yer almıştı.</p>
<p>Antony Flew’u çağdaşı olan bir çok ateist düşünürden ayıran temel özelliği, yenilikçi ateist teoriler geliştirmesi ve bunları yazdığı makalelerle entelektüel dünya ile paylaşmasıydı. Örneği “ Teoloji ve Yanlışlama” başlıklı makalesi yıllarca tartışıldı. 1950 yılında Flew tarafında yayınlanan bu makale, son yüzyılın en çok basılan felsefi metni oldu.</p>
<p>Zaman içinde Flew, bilimsel gelişmelerin ışığı altında görüşlerini değiştirdi. Daha önceden teorisini geliştirdiği ateist düşünceyi terk etti ve bir yaratıcının varlığını kabul ettiğini açıkladı.</p>
<p>Bu açıklaması doğal olarak düşün dünyasında çok etkili oldu. Böyle bir kişinin nasıl olup da düşüncelerini, değişitirdiği merak edildi, bağnaz ateist çevrelerce hakarete varan ifadelerle itham edildi.<br />
Flew inançsızlıktan inanca yaptığı bu yolcuğu anlatan bir kitap kaleme aldı. İşte “ Yanılmışım Tanrı Varmış” başlığı bu kitaba ait. </p>
<p>Antony Flew Düşüncelerini Nasıl Değiştirdi?<span id="more-527"></span></p>
<p>Nasıl olmuştu da Flew bu kadar düşüncesini değiştirmişti? Kitabında yazar bu konuya detaylı bir şekilde açıklıyor. Düşünce biçiminde bir değişikliğin olmadığını söyleyen Flew, bilimin ışığında düşüncelerinin vardığı noktanın değiştiğini şöyle ifade ediyor:</p>
<p>“Ateizmden vazgeçmem, yeni bir fenomen yada iddia nedeniyle olmadı. Son yirmi yıldır, bütün düşünce çevrem hareket halindeydi sürekli. Bu da doğa ile ilgili kanıtları sürekli olarak değerlendirmemin bir sonucuydu. Sonunda bir Tanrı’nın var olduğunu kabul ettiğimde, bu bir paradigma değişimi değildi, Çünkü Republic adlı eserinde Platon’un Socrates için yazdığı gibi benim paradigman hala aynı yerde: “ İddianın götürdüğü yere gitmeliyiz.”<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 90)</p>
<p>Başka bir yerde ise Flew Tanrı düşüncesine ulaşmasındaki nedeni şöyle açıklıyor:</p>
<p>Tanrı’yı keşfimin, doğaüstü fenomenden hiç bahsetmeden tamamen doğal bir düzeyde geliştiğini altını çizmeliyim. Geleneksel olarak doğal teoloji denen bir uygulamaydı. Bilinen dinlerin hiçbirisiyle bir bağlantısı olmadı. Ayrıca Tanrı ile ilgili kişisel bir deneyimim yada doğaüstü veya mucizevi denecek türden bir deneyim yaşadığımı da iddia etmiyorum. Kısacası Tanrı’yı keşfedişim inancın değil, muhakemenin bir yolculuğudur.<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 93)</p>
<p>İnançsızlıktan İnanca</p>
<p>Flew yaşadığı bu serüveni kısaca kitabından şöyle özetliyor:</p>
<p>“ …..Şimdi kartlarımı, yani kendi görüşlerimi ve bunları destekleyecek nedenlerimi masaya dizme sıram geldi. Artık evrenin sonsuz bir zeka tarafından var edildiğine inanıyorum. Bu evrenin karmaşık kanunlarının bilim adamlarının Tanrı’nın zihni dedikleri şeyi ortaya koyduğuna inanıyorum. Hayatın ve çoğalmanın ilahi bir kaynaktan başladığına inanıyorum.<br />
Yarım yüzyıldan fazla bir süre boyunca ateizmi açıklayıp savunduktan sonra neden buna inanıyorum? Bunu kısaca şöyle cevap verebilirim: modern bilimin ortaya çıkardığı dünya resmi, benim gördüğüm şekliyle böyle. Bilim doğanın Tanrı’ya işaret eden üç boyutuna ışık tutuyor. Bunlardan ilki doğanın kanunlara uyduğu gerçeği. İkincisi, hayat boyutu; maddeden kaynaklanan ve zekice organize edilip amaca yönelik hareket eden varlık boyutu. Üçüncüsü ise doğanın varlığı. Ancak bana rehberlik eden sadece bilim olmadı. Klasik felsefi iddiaların yeniden incelenmesi de bana yardımcı oldu. “<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 90)</p>
<p>Doğadan var olan kanunlar sadece Flew’u etkilemedi. Einstein da “Evrende en anlaşılmaz şey, onun anlaşılabilir olmasıdır” diyerek bu düzen hakkındaki düşüncesi ifade etmiştir.<br />
Doğa kanunları hakkındaki görüşünü Flew şöyle ifade ediyor:</p>
<p>“… Bir zamanlar bu tasarım argümanını sert bir şekilde eleştirmiş olsam da artık şunu anladım ki; bu argüman doğru bir şekilde formüle edildiğinde Tanrı’nın varlığına ilişkin inandırıcı bir ifade teşkil etmektedir. Bu görüşe varmamda özellikle iki alandaki gelişmeler yol açmıştır. Bunların ilki doğa kanunlarının kaynağı sorusu ve günümüzdeki saygın bilim adamlarının bu konu ile ilgili görüşleridir. İkincisi ise yaşamın kaynağı ve üreme sorunudur…”<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 96)</p>
<p>Kanun Varsa Bir Kanun Koyucu vardır.</p>
<p>“ Doğa kanunlarının ilahi kaynağı hakkında yazılar yazan birkaç felsefeci olmuştur. Oxford Üniversitesi’nden felsefeci John Foster “The Divine Lawmaker” adlı kitabında, doğadaki düzenlerin nasıl tanımlarsanız tanımlayın, en iyi biçimde ilahi bir akılla açıklanabileceğini ileri sürüyor. Eğer kanunların olduğu gerçeğini kabul ediyorsanız, evrende bu düzeni sağlayan bir şey olmalıdır, bu düzeni hangi etken( veya etmen) sağlamaktadır? Barrow ( templeton ödülü alan bir felsefeci), tüm düzenin tek ciddi kaynağının teistik seçenek olduğunu, böylece” dünyadaki düzenleri sağlayarak kanunları yaratan Tanrı- teistlerin inandıkları Tanrı- olduğu sonucuna rahatlıkla varabileceğimizi” iddia ediyor ve kanunların varlığını inkar etseniz bile, “düzenleri Tanrı’nın aracılığına başvurarak açıklamak için güçlü gerekçeler vardır.” diyor<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 106-107)</p>
<p>Evrende ince bir ayar olduğun ifade eden Yazar bu konuda bir çok bilim adamının görüşlerine yer verdikten sonra kendi görüşlerini şöyle açıklıyor:</p>
<p>“İnce ayara ilişkin argümanlar hakkında üç şey söylenebilir. Öncelikle, belirli kanunları ve değişmezleri olduğu bir evrende yaşadığımız ve bunların barılarının farklı olması durumunda yaşamın mümkün olamayacağı inkar edilemez bir gerçekliktir. İkinci olarak, mevcut kanunlar ile değişmelerin yaşamın devam etmesini sağlıyor olması gerçeği yaşamın kaynağı sorunun cevabını vermemektedir. Göstermeye çalışacağım üzere bu oldukça farklı bir sorudur; bu koşullar yaşamın başlaması için gerekli ama yeterli değildir. Üçüncü olarak, kendilerine özgü doğa kanunları bulunan birden fazla evren olabilmesinin mantıken olası olduğu gerçeği, bu tür evrenlerin gerçekten var olduğunu göstermez. Şu an için birden fazla evren oluğu görüşünü destekleyecek herhangi bir kanıt yoktur. Bu hala spekülatif bir fikir olarak kalmaya devam edecektir.”<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 114)</p>
<p>Evrendeki var olan hassas dengeler için bir açıklama arayan ateist düşünürler çoklu evren modeli ortaya atmışlardı. Fakat bu açıklamanın konu çözmediğini düşünen Flew kitabında şöyle diyor:</p>
<p>“Daha önce de bahsettiğim gibi, birden fazla evren alternatifini pek faydalı bulmamıştım. Birden fazla evren olduğu yönüğndeki varsayımın tam anlamıyla işe yaramaz bir alternatif olduğu iddia ediyorum. Bir evrenin varlığı bir açıklama gerektiriyorsa birden fazla evrenin varlığı çok daha büyük bir açılama gerektiri; Bu evrenlerin toplam sayısı sorunu daha da büyütmektedir. Bu durum, öğretmenini ev ödevini köpeğinin yediğini inandıramadığı için hikayesini ev ödevini sayılmayacak kadar kalabalık bir köpek sürüsünün yediği şeklinde değiştiren öğrencinin durumuna benzemektedir.”<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 129)</p>
<p>Yaşam Nasıl Başladı?</p>
<p>Yaşamın başlangıcı hakkındaki ateist açıklamanın yetersizliğini fark eden Flew, DNA’nın incelenmesi, inanılmaz karmaşık yapısının ortaya çıkmasından sonra tümüyle değiştirdiğini kitabında ifade etmektedir.<br />
Bir yaratıcının varlığını ortaya koyan en önemli kanıtlardan bir tanesidir DNA. Sahip olduğu kodlama sistemi ve onun kullanımı, araştırmacıları hayran bırakmaktadır.<br />
Flew DNA’nın sahip olduğu bu kompleks yapıyı şöyle ifade etmektedir:</p>
<p>“…. Yaşamın kaynağının bir üçüncü felsefi boyut ise bütün yaşam biçimlerinin temel unsurlarından biri olan kodlama ve bilgi işlemenin kaynağı ile ilişkilidir. Hücre hakkında şu anda bildiklerimizi çevreleyen bol miktarda güzel anlatım olduğu belirten matematikçi David Berlinski bu boyutu gayet güzel tanımlamakatdır.<br />
DNA’daki genetik mesaj kodlanarak çoğaltılır ve ardından RNA’daki mesajın amino asitlere aktardığı dönüştürme süreci gerçekleşir ve son olarak amino asitler bir araya gelerek proteinleri oluştururlar. Hücre aslında birbirinden farklı iki bilgi yöntemi ve kimyasal faaliyet yapısı, evrensel genetik kod tarafından koordine edilir. “<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 120)</p>
<p>Canlı Hücresindeki bu kodlama üzerinde detaylı bir şekilde durduktan sonra Ünlü bilim yazarı Paul Davies’e atıfta bulunarak, DNA’ya dikkat çekiyor:</p>
<p>Paul Davies de aynı sorunun altını çizmektedir. Davies, biyojenez kuramlarının çoğunun yaşamın kimyasına odaklandığını belirtmektedir. “Fakat yaşam, yalnızca karmaşık kimyasal tepkimelerden ibaret değildir. Hücre bile kendi başına bir bilgi depolama, işleme ve kopyalama sistemidir. Öncelikle bu bilginin kaynağını ve bilgi işleme mekanizmasının nasıl var olduğunu açıklamamız gerekmektedir. “<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 122)</p>
<p>Üremenin Kökeni</p>
<p>DNA’nın sahip olduğu tasarım bir tasarımcıyı ortaya koymaktadır. Bunun dışında Flew canlılardaki üremenin yapısı da düşüncesini değiştirmesinde etkili olduğu kitabında ayırdığı bir bölümde detaylandırarak anlatmaktadır.</p>
<p>“Üremenin kaynağına gelince, Nature dergisinin fahri editörü John Maddox şunları belirtiyor: “En önemli soru cinsel üremenin ne zaman ve nasıl geliştiğidir. On yıllardır yapılan bütün tahminlere rağmen bunu bilmiyoruz.” Son olarak bilim adamı Gerald Schroeder, yaşama elverişli koşulların varlığının yaşamın nasıl başladığını açıklamadığını belirtmektedir. Yaşam ancak gezegenimizdeki elverişli koşullar sayesinde devam edebilmiştir. Fakat maddenin güdümlü, kendisini çoğaltabilen varlıklar üretmesini emreden bir doğa kanunu yoktur.”<br />
………Ben de aynı kanıdayım. Yeryüzünde gördüğümüz bu tür güdümlü kendisini çoğaltabilen yaşamın kaynağı için yapabilecek yegane tatmin edici açıklama sonsuz zekaya sahip bir aklın varlığıdır. “<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 123-124)</p>
<p>Tümvarımsal Argüman</p>
<p>Flew Richard Swinburne’nin kozmolojik argümanı hakkındaki görüşlerini özetleyerek şöyle ifade ediyor:</p>
<p>“Richard Swinburne kozmolojik argümana ilişkin açıklamasını şu şekilde özetliyor: “ Eğer Tanrı varsa, O’nun evrenin sınırlarına ve karmaşıklığına sahip bir şey yaratacağı olma olasılığı oldukça yüksektir. Evrenin nedensiz yere var olduğu oldukça yüksek olasılıktır. Fakat Tanrı’nın nedensiz var olduğu çok daha fazla olasıdır. Dolayısıyla evrenin varlığından Tanrı’nın varlığına uzanan argüman görüşünün temel açıdan doğru gördüğünün farkına vardım. Bu görüşün bazı özellikleri üzerinde düzeltmeler yapılması gerekiyor olabilir, fakat evren açıklama isteyen bir şeydir. Richard Swinburne’ün kozmolojik argümanı oldukça umut verici, muhtemelen de doğru bir açıklama sunmaktadır.”<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 135)</p>
<p>Bilim Adamları Bir Yaratıcıyı İşaret Ediyor</p>
<p>Flew kitabında ayırdığı bir bölümde ünlü bilim adamlarının da bir yaratcıyı kabul ettiklerini ifade etmektedir. Özellikle Einstein ve Hawking’in üzerinde duran Flew, bu kişilerin inançsız gibi gösterilmeye çalışılmasının bir çarpıtma olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını ifade etmektedir:</p>
<p>“Önemli nokta yanlıca doğada düzenlerin olması değil, bu düzenlerin matematiksel olarak kesin, evrensel ve “birbirine bağlı” olmasıdır. Einstein bunlara “somut mantık” diyordu. Bizim sormamız gereken soru, doğanın bu şekilde bir bütün halinde nasıl geldiğidir. Bu kesinlikle Newton, Einstein ve Heisenberg gibi bilim adamlarının sordukları ve cevapladıkları sorudur. Bu kişilerin buldukları cevap Tanrı’nın aklı olmuştur.”<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 96)</p>
<p>“Hawking kendisiyle daha sonra yapılan röportajlarda bu konu hakkında şunları söylemişti: “ En büyük kanıt evrendeki düzendir. Evren hakkında daha fazla şey keşfettikçe evrenin mantıklı kanunlarca yöneltilmekte olduğuna dair daha fazla şey keşfederiz. Ve aklımızda hala şu soru olur: Evren var olma nedeni nedir? İsterseniz Tanrı’yı bu denklemin cevabı olarak tanımlayabilirsiniz.”<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 97)</p>
<p>Flew bu ve benzeri alıntılarla yansıtılanın aksine bir çok bilim insanının bir Tanrı inancı olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle Einstein’ın bir çok alıntısına yer verirken, onun da bir yaratıcı inancı olduğunu anlatıyor.</p>
<p>Ateistler Soru</p>
<p>Flew Paul Davies’in modern bilim ve mantık hakkındaki görüşlerine yer verdikten sonra ateistlerin düşüncelerindeki mantık hatasını şöyle ortaya koyuyor.</p>
<p>Modern bilimin belki de en etkili çağdaş yorumcusu Paul Davies, “Bilim, evrenin her kademede tamamıyla mantığa ve akla uygun olduğu varsayımına dayanmaktadır.” diyor. “Ateistler doğanın kanunlarının herhangi bir gerekçesinin olmadığını ve evrenin tamamen anlamsız olduğunu iddia etmektedirler. Bir bilim adamı olarak bu düşünceyi kabul edemiyorum. Evrenin mantıklı düzenli yapısının köklerinin yattığı sağlam bir mantıklı temel olmalıdır.”<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 108)</p>
<p>Ateist düşüncenin bakış açısını ortaya koyan Flew, kitabında ateistlere bir soru sorarken aynı zamanda da bir tespitte bulunmuş oluyor:</p>
<p>Şimdi ateist olmayan insanlara genellikle, bilimsel zihniyete sahip dogmatik ateistlerin “Yine de bir Tanrı olabilir” ifadesini kabul etmeleri için yeterli olduğunu kabul edecekleri bir nedene dair akla gelecek bir kanıt yokmuş gibi geliyor. Bu nedenle eski ateist arkadaşlarıma şu temel soruyu soruyorum: “En azından üstün bir zihnin varlığını düşünmeniz için bir neden oluşturmak üzere ne olması yada ne olmuş olması gerekir? “<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 135)</p>
<p>Bu soru ateistlerin kendileri sorması gereken önemli bir sorudur. Acaba bir yaratıcı düşüncesine tümüyle kapalılar mı? Eğer kapalı değillerse, evrende var olan ve ortaya konan bu delilere nasıl görmezlikten gelebiliyorlar. Bu düşünceye kapalı olanlara ise söylenebilecek çok fazla bir şey olmamaktadır. Bağnazca inandıkları ateist düşünce kör bir inanç şeklinde bağlanmaktadırlar.</p>
<p>Kitabında işlediği konuları kısaca özetlemeye çalıştığım Flew, inaçsızlıktan inanca giden yolculuğunu ve bunun nedenlerini tatmin edici delillerle okuyucuya aktarmış.<br />
Neden bu dünyada varız? Nasıl var olduk? Evrenin sebebi nedir? gibi soruların cevabını araştıran herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu da özellikle belirtmek istiyorum.<br />
Bilim rağmen değil, bilimin gösterdiği yöne, bir Tanrı inancına yönelen 80’li yaşlarını yaşayan bu insanın macerasını okurken, hem inanan kişiler kendileri için bazı deliller bulacaklar, hem de bağnazca ateizme inanan insanlar belki de kendilerini sorgulama imkanı bulacaklar diye düşünüyorum.</p>
<p>Kitapla İlgilenenler için<br />
“Yanılmışım Tanrı Varmış”<br />
Antony Flew<br />
Profil Yayıncılık<br />
0212 514 45 11 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://allah.web.tr/yanilmisim-tanri-varmis-antony-flew.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ünlü Ateist Richard Dawkins&#8217;e Ait Olduğu Bilinen &#8220;Tanrı Yanılgısı&#8221; İsimli Kitabı Gerçekte Kim Yazdı?</title>
		<link>http://allah.web.tr/unlu-ateist-richard-dawkinse-ait-oldugu-bilinen-tanri-yanilgisi-isimli-kitabi-gercekte-kim-yazdi.html</link>
		<comments>http://allah.web.tr/unlu-ateist-richard-dawkinse-ait-oldugu-bilinen-tanri-yanilgisi-isimli-kitabi-gercekte-kim-yazdi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Jun 2010 11:19:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre Dorman</dc:creator>
				<category><![CDATA[2. Din Bilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://allah.gen.tr/?p=471</guid>
		<description><![CDATA[Kaynak: http://www.bebektaburu.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><object width="400" height="227"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10435469&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ff9933&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10435469&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ff9933&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="227"></embed></object>
<p align="center"> Kaynak: http://www.bebektaburu.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://allah.web.tr/unlu-ateist-richard-dawkinse-ait-oldugu-bilinen-tanri-yanilgisi-isimli-kitabi-gercekte-kim-yazdi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muhteşem Gezegen</title>
		<link>http://allah.web.tr/muhtesem-gezegen.html</link>
		<comments>http://allah.web.tr/muhtesem-gezegen.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 22:40:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre Dorman</dc:creator>
				<category><![CDATA[2. Din Bilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://allah.gen.tr/?p=342</guid>
		<description><![CDATA[Kuşkusuz, göklerde ve yerde, iman sahipleri için sayısız ayetler vardır. Casiye Suresi 45/3.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center><object width="400" height="227"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=4115328&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=4115328&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="227"></embed></object></center></p>
<p align="center">Kuşkusuz, göklerde ve yerde, iman sahipleri için sayısız ayetler vardır.</p>
<p align="center">Casiye Suresi 45/3.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://allah.web.tr/muhtesem-gezegen.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilim, Din ve Felsefe Konferansları II</title>
		<link>http://allah.web.tr/bilim-din-ve-felsefe-konferanslari-ii.html</link>
		<comments>http://allah.web.tr/bilim-din-ve-felsefe-konferanslari-ii.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 May 2007 00:51:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre Dorman</dc:creator>
				<category><![CDATA[2. Din Bilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.allah.gen.tr/?p=274</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><img id="image273" alt="bilimdin.jpg" src="http://www.allah.gen.tr/wp-content/uploads/2007/05/bilimdin.jpg" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://allah.web.tr/bilim-din-ve-felsefe-konferanslari-ii.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

